Ünye’de madencilik faaliyetlerine karşı artan endişeler, Ünye Çevre Platformu ve Ünye Ziraat Odası’nın tarihi buluşmasında ortak bir direnişe dönüştü. Buluşmada, toprağın, suyun ve havanın korunması için dayanışma çağrısı yapıldı.

Ünye’de maden için düzenlenen toplantıya ÜTSO Başkanı İrfan Akar, Ünye Ziraat Odası Başkanı Osman Sarıkahraman, Ünye Çevre Platformu, STK Temsilcileri, muhtarlardan oluşan yaklaşık 400 kişilik halk katılım gösterdi.
Ankara’da ihaleye açılan sahalara karşı tek ses olan bölge halkı, “Toprağımızı, suyumuzu ve geleceğimizi holdinglere teslim etmeyeceğiz” mesajı verdi.
“Bu mücadele siyasi değil, yaşam hakkı mücadelesidir” mesajının öne çıktığı toplantıda bölgedeki maden projelerinin çevre ve insan sağlığı üzerindeki etkileri ele alındı.
Ünye Çevre Platformu ile Ünye Ziraat Odası iş birliğinde düzenlenen “Madencilik Faaliyetleri ve Yaşam Alanlarımız” konulu bilgilendirme toplantısı, Ünye Ziraat Odası Toplantı Salonu’nda geniş bir katılımla gerçekleştirildi.
Geçtiğimiz günlerde Ankara’da ihalesi yapılan maden sahalarının çevre, tarım ve insan sağlığı üzerindeki yıkıcı etkilerinin masaya yatırıldığı buluşmada; siyasi parti temsilcileri, mahalle muhtarları, STK başkanları ve çok sayıda vatandaş hazır bulundu.
Sarıkahraman: “Bu toplantı siyasi değil, geleceğimizi koruma toplantısıdır”
Toplantının açılışında konuşan Ünye Ziraat Odası Başkanı Osman Sarıkahraman, mücadelenin siyaset üstü bir çizgide olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Bu toplantı siyasi bir toplantı değil, birilerine karşı gelme toplantısı değil. Birileri ile kavga etme toplantısı hiç değil. Bu toplantı ekmeğimizin, ailemizin, çoluk çocuğumuzun geleceği, içeceği suyun, alacağı temiz havanın toplantısı. Yüzyıllar boyu ekip diktiğimiz toprağımızı koruma toplantısı.”
“O para kazanmak için uğraşacak, ben toprağımı koruyacağım”
Özellikle Fatsa’daki siyanürlü altın madeni örneğine dikkat çeken Sarıkahraman, madencilik yöntemlerinin bölgeyi çoraklaştırdığını belirterek şu sert ifadeleri kullandı:
“Madenin çıkarılma biçimi bizi çok ürpertiyor. Özellikle ben Fatsa’daki siyanürlü altın madenine çok gidip geldiğim için, kendi bölgemizde de bentonit madenlerine çok gidip geldim. Topraklar zehirlenerek, çorak halde bırakılarak gittikten sonra belki yüzyıllar boyu oralarda belki bir ot dahi bitmeyecek. Şirketler elbette para kazanmak için çalışıyorlar, bunun holdingleri var. Holdinglerin bir alt şirketleri var. Herkes sırtımızdan para kazanıyor. Son nihayetinde burada bizim dostlarımız burada bu işi üstleniyorlar. Tam da karşı karşıya kaldığımız sıkıntı burası. Biz burada kendi dostlarımızla kavga etmek durumunda kalıyoruz. O para kazanmak için uğraşacak, ben toprağımı korumak için uğraşacağım.”
“1 gram altın için 4 ton su zehirleniyor”
Ordu genelindeki maden haritasına dikkat çeken Sarıkahraman, tehlikenin boyutlarını rakamlarla ortaya koydu:
“Madenlerin çıkarılış biçimi bizi kıtlığa, çölleşmeye doğru götürüyor. Ordu’da yüzde 74 maden sahası görünüyor. Ama ihalesi yapılan köyler mahalleler yüzde 74’ü oluşturmuyor ama buradan başlanıp yüzde 74’e kadar gidecek. Hep beraber gözümüzü iyi açmamız gerekiyor. Bir birimize sıkı sıkıya sarılacağız, ne yapmamız lazım. Zor bir süreç bekliyor bizi. Bu bölgede bentonit var, belki en masum gözükeni bu ama adam gibi alınırsa. Altın var, bakır var ve gümüş var. Bentonit dışındaki bu üç maden siyanürle çıkarılıyor. Vahşi madenlerde siyanür kullanılıyor ve bu siyanür suyla ayrıştırılıyor. 1 gram altın 4 ton suyla ayrıştırılıyor. Biz nasıl bir dünya bırakacağız çocuklarımıza.”
“Yaşam hakkını savunmak devlete karşı gelmek değildir”
Dayanışmanın hayati önem taşıdığını belirten Ziraat Odası Başkanı Sarıkahraman, mücadeleyi meşru bir hak olarak tanımlayarak şunları kaydetti:
“Maden saha alanı içerisinde bir kişi delik verirse eğer, o zırhı deldirirse bittiğimizin anıdır. Evet süreçler devam edecektir ama deliği açtırmamamız lazım. Esas mesele bu, delik açtırmamamız lazım. Dayanışma içinde olmamız lazım. Bir birimize ihtiyacımız olacak, dayanışmaya ihtiyacımız olacak. Süreçler çok uzun ve meşakkatli. Eğer el ele, omuz omuza dayanışma içinde olmazsak ki bu devlete karşı gelmek değil. Bu hükümetlere karşı gelmek değil. Bu sadece ve sadece yaşam hakkını, suyunu, toprağını savunmak hakkıdır.”
Akar: STK’lardan güç birliği mesajı: “Paradan önemli sağlığımız var”
Ünye Ticaret ve Sanayi Odası (ÜTSO) Başkanı İrfan Akar ise ticari kaygıların ötesinde insan sağlığının önemine değinerek şunları kaydetti:
“Birliktelik ve duyarlılığı sağlarsak başarabileceğimize inanıyorum. Ben bir ticari kuruluşları temsil ediyorsam da paradan daha önemli sağlığımız da vardır. Ünye’de STK’larda bu birlik oluşmuş durumda, Ziraat Odası Başkanımız da bu işi iyi takip ediyor. Biz de ÜTSO olarak üzerimize maddi ve manevi ne düşerse her zaman bu ekibin yanında ve önünde yürümeye hazır olduğumuzu belirtmek istiyorum. Ayrıca hazır bu kadar çevreci platformu bir araya toplanmışken, altın ve diğer madenlerle ilgili mücadelemiz sürerken; zararlı kurtulmak için toprağımıza atılan ilaçlar ve İlküvez’deki çöp atık tesisinden Ünye üzerinden denize aktarılan suyun da mücadelesi aynı anda yapılırsa daha başarılı olur diye düşünüyorum.”
Ersöz: “Soluduğumuz havayı, içtiğimiz suyu korumak için buradayız”
Toplantıda söz alan Ünye Çevre Platformu Sözcüsü Serap Ersöz, mücadelenin hukuki ve vicdani dayanaklarını şu sözlerle özetledi:
“Öncelikle hepinizi; duruşunuzdan, cesaretinizden ve kararlılığınızdan ötürü Ünye Çevre Platformu adına saygıyla selamlıyorum. Biz bugün buraya herhangi bir siyasi partinin davetlisi olarak gelmedik. Biz bugün buraya; platformumuzun ve Ziraat Odamızın kolaylaştırıcılığında, ortak yaşam alanlarımıza yönelen tehditlere karşı birlikte durabilmek için geldik. Soluduğumuz havayı, içtiğimiz suyu, üzerinde yaşadığımız toprağı korumak için buradayız. Bizi bugün burada bir araya getiren; bu topraklara olan aidiyetimiz, doğaya karşı yükümlülüğümüz, çocuklarımıza karşı sorumluluğumuzdur.”
“Bu topraklar gelecek kuşakların hakkıdır”
Doğanın dengesinin ekonomik çıkarlar için feda edilemeyeceğini belirten Ersöz, şu vurguları yaptı:
“Biz inanıyoruz ki; bu topraklar, bu dereler, bu ormanlar yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların da hakkıdır. Doğanın dengesi, hiçbir ekonomik faaliyet uğruna geri dönülmez biçimde bozulamaz. Hiçbir kısa vadeli çıkar, uzun vadeli bir yıkımı meşru kılamaz. Bu yüzden, yaşam alanlarımızın talan edilmesine asla sessiz kalmayacağız. Tüm muhtarlarımız ve hemşehrilerimiz bilsin ki yürüttüğümüz mücadele meşrudur. Bu mücadele; hukuka, vicdana ve insan olmanın sorumluluğuna dayanmaktadır.”
“Tehdit kimlik ve parti sormuyor”
Ersöz, bölge halkını bölmek isteyenlere karşı uyarılarda bulunarak mücadelenin kapsayıcılığına değinip şunları söyledi:
“Bizler bu süreci yasal zeminde, demokratik haklarımız çerçevesinde sürdüreceğiz. Ancak biliyoruz ki bu tür mücadeleler dayanışmayla kazanılır. Şuna emin olun: Bizi karşılarında tek yürek olarak görmek istemeyecekler. Eğer bu mücadeleyi kazanacaksak, en başta buna izin vermeyeceğiz. Biz Ünye Çevre Platformu olarak, tüm bileşenlerimiz ve katılımcılarımızla hemşehrilerimizin yanındayız. Bugün olduğu gibi; bir bilgilendirme yapılacaksa birlikte yapacağız, bir dilekçe yazılacaksa birlikte yazacağız, imza toplanacaksa birlikte toplayacağız. Hukuki mücadelede de, sahada da, yetkililerle görüşmelerde de yanınızda olacağız.
Değerli hemşehrilerimiz, şunu da çok net ifade etmek isteriz: Topraklarımıza yönelen tehdit kimlik sormuyor. Bu toprakları elimizden almak isteyenler; ‘Bu köy hangi partiye oy vermiş?’ diye bakmıyor, ‘hangi mezhepten, hangi etnik kökenden?’ diye sormuyor. Biz de bu mücadelede hiçbir ayrım yapmayacağız. Kim bu yaşamı savunuyorsa, kim bu toprağın, suyun, havanın yanında duruyorsa, o kişi bizim yol arkadaşımızdır. Biz birlikteliğimizi bölmek isteyenlere karşı dikkatli olacağız ve buna asla müsaade etmeyeceğiz.
“Bu bir varolma meselesidir”
Son olarak şunu söylemek isteriz: Bu mesele sadece bugünün meselesi değildir. Bu mesele sadece 8-9 köyün meselesi değildir. Bu mesele hepimizin meselesidir. Bu mesele bir ülke meselesidir. Bu mesele, bu halkın bu topraklarda var olma meselesidir. Bu mesele, çocuklarımızın yarınıdır. Ve biz; çocuklarımızın ve ülkemizin yarınlarını korumak için bugün buradayız. İktidarıyla, muhalefetiyle tüm hemşehrilerimizi birlikte hareket etmeye davet ediyoruz.”
Haber: Ünye Kent / Yücel Arslanteke
10 Nisan 2026
