Yeşilırmak havzası tehdit altında

Tokat Yeşilyurt’ta tarihi ve doğal sit alanının hemen yanı başında planlanan mermer ocağı için ÇED süreci başlatıldı. Köylüler tepkili: “Su kaynaklarımızın dibinde maden istemiyoruz. Bu bir katliam projesi.”

Tokat’ın Yeşilyurt ilçesine bağlı Karagöz ve Göllüalan köyleri çevresinde planlanan mermer ocağı projesi, bölge halkını ayağa kaldırdı. Zile Madencilik İnşaat Nakliye Enerji Sanayi Limited Şirketi tarafından Karadere mevkiinde hayata geçirilmek istenen proje için ÇED süreci başlatıldı. Proje dosyasına göre 24,85 hektarlık alan açık ocak sahasına dönüştürülecek; 1 milyon 250 bin ton kazı yapılacak, 375 bin ton pasa sahada depolanacak, 18 bin 500 metreküp verimli üst toprak sıyrılacak.

Proje sahasının hemen sınırında birinci derece arkeolojik sit alanı bulunduğunu belirten yurttaşlar, bölgede Romalılardan kaldığı düşünülen kale kalıntıları, mağaralar ve eski yerleşim izlerinin bulunduğunu aktardı. Tarihi yapı ve çevresindeki arkeolojik buluntuların ağır sanayi faaliyetiyle risk altına gireceği de kaydedildi. Bölgeden geçen Karadere’nin Yeşilırmak Havzası’na bağlandığını belirten köylüler, mermer ocağının hem yüzey sularını hem de yeraltı su kaynaklarını kirleteceğini anlattı. Tarımda kullanılan sulama suyunun proje sahasının hemen dibinden aktığını söyleyen yurttaşlar, toz, patlatma ve hafriyat faaliyetlerinin hem üretimi hem de insan sağlığını etkileyeceğini söyledi.

2 KÖYÜN MESELESİ DEĞİL

Yeşilyurt Karagöz-Göllüalan Çevre Komisyonu üyesi Bahadır Sarıyaprak, projeye tepki göstererek “Proje tanıtım dosyasına göre 24,85 hektarlık alan açık ocak sahasına dönüştürülecek. 1 milyon 250 bin ton kazı yapılacak. 375 bin ton pasa sahada depolanacak. 18 bin 500 metreküp verimli üst toprak sıyrılacak. Bu rakamlar açıkça göstermektedir ki söz konusu proje sınırlı bir faaliyet değil bölgenin topoğrafyasını, su dengesini, tarımsal üretim kapasitesini ve ekolojik bütünlüğünü kalıcı biçimde değiştirecek ölçektedir” dedi. Tarımın ciddi anlamda zarar göreceğini söyleyen Sarıyaprak, pasa yığınlarının erozyon ve su kirliliği riskini artırdığı, yeraltı su rejiminde oluşabilecek değişimlerin de içme ve sulama kaynaklarını tehdit ettiğini anlattı. Sarıyaprak, şöyle devam etti:

“Proje alanı Türkiye genelinde tescilli 141 ovadan biri olan Yeşilyurt Artova Ovası ile doğrudan ilişkilidir. Bu ova ulusal ölçekte korunması gereken tarımsal üretim alanıdır. Kültürel mirasın hemen yanı başında ağır sanayi faaliyeti planlanması kamu yararı ve koruma ilkeleri ile bağdaşmamaktadır. ÇED süreci devam ederken yetkili kurum ve mercilerin bu teknik verileri arkeolojik sit statüsünü tarımsal üretim değerini ve su kaynakları üzerindeki olası telafisi güç zararları dikkate alarak projeye onay vermemesi gerekmektedir. İşletme aşamasına geçildikten sonra oluşacak zararların geri dönüşü çoğu durumda mümkün değildir. Bu mesele yalnızca iki köyün meselesi değildir. Bu mesele Yeşilyurt’un, Tokat’ın tarımının, suyunun ve kültürel mirasının meselesidir. Toprak kaybedilmeden, su kirlenmeden, tarih yok edilmeden bu projeye geç kalmadan dur denilmelidir.”

BÜTÜN HAVZA ETKİLENECEK

Tokat Yeşilyurt, Artova, Zile İlçeleri Dernekler federasyon Başkanı Rıza Doğan ise “Projenin hemen dibinde sit alanı var. Bölgenin dibinde şelale, akan ırmak var. Yeşilırmak havzasını suya boğan yer burası. Proje yalnızca iki köyü değil, çevredeki Sivas sınır köylerini ve Yeşilyurt’taki diğer yerleşimleri de etkileyecek. Toz, çamur ve atık bütün havzaya yayılacak. Tam bir katliam projesiyle karşı karşıyayız” dedi. Doğan, hukuki süreci başlattıklarını, valilik ve ilgili kurumlara itiraz dilekçelerini sunduklarını ve konunun takipçisi olacaklarını belirterek, “Önümüzdeki hafta köylerde bilgilendirme toplantıları yapacağız” ifadelerini kullandı. Karagöz göllüalan Köyü Derneği Başkanı Duran Dikkaya da proje alanının köy yerleşimlerine, mezarlık ve ibadethanelere çok yakın olduğuna işaret ederek şunları söyledi: “Kayalık bir alan düşünün; tam dibinden kaynak suyu akıyor. Biz o suyla tarım yapıyoruz. Patlatmalar, toz ve hafriyat bu suyu kirletmeden nasıl olacak? Ekosistem bozulacak, yabani hayvanlar zarar görecek. Mezarlıklarımız, manevi değerlerimiz risk altında.”

Haber: BirGün/ Sibel Bahçetepe
17.02.2026

Diğer Yazılar